Babamın Kızları İçin Verdiği Mücadele

Ayşe ŞimşekKadınların KalemindenAyşe Şimşek

Çocukluğum çok kolay geçmedi. Beş kardeştik; dört kız, bir erkek… Memur bir babanın çocuklarıydık. Maddi imkânlarımız sınırlıydı ama babamızın bize verdiği en büyük miras, hiçbir maddi değerle ölçülemeyecek kadar kıymetliydi: Eğitim, emek ve umut.

Babam ilkokul mezunuydu. Ama kızlarının okuyup kendi ekonomik özgürlüklerini kazanmalarını, hayatta kimseye muhtaç olmadan dimdik durmalarını istiyordu. Bunun için yalnızca bizi okutmakla kalmadı; bize örnek olmak için kendisi de yeniden okumaya başladı. Dışarıdan ortaokulu, ardından liseyi bitirdi. Hatta iki yıllık yüksekokulu bile kazandı.

Ama hayatın başka sorumlulukları vardı. Eve ekmek götürmek, çocuklarını geçindirmek gerekiyordu.

Babam gündüzleri kütüphanede görev yapıyor, iş çıkışlarında ise evimizin geçimine katkı sağlamak için inşaatlarda çalışıyordu. Kum taşıyor, ne iş bulursa yapıyordu.

Çocukluğumdan hiç unutamadığım bir anım var…

Bir gün babama yardım etmek için, kız çocuğu olduğum anlaşılmasın diye erkek kıyafetleri giydim. Amacım sadece babama destek olmaktı. “Üç kova da fazla kum çekelim,” diye düşündüm. Küçücük ellerimle babamın yanında kum taşıdım.

Bugün geriye dönüp baktığımda, o günün aslında sadece kum taşımak olmadığını anlıyorum. Ben o gün babamın yükünden biraz olsun almak istemiştim.

Annem de evimizin sessiz kahramanıydı. Kısık bir lambanın ışığında, yurtdışındaki kızlara çeyizlik işler işlerdi; yaptığı el emeğiyle ev ekonomimize katkıda bulunurdu. Her ikisi de kendi imkânlarıyla çocuklarının geleceğine yatırım yapıyordu.

Ve sonra… Bunca emeğin, uykusuz gecelerin, yorucu günlerin, fedakârlıkların sonunda ne mi oldu?

Babam dört kızını ve bir oğlunu da çeşitli üniversitelerde okuttu. Hepimiz kendi hayatlarımızı kurduk. Hepimiz önemli kurumlarda, devletin çeşitli kademelerinde görev aldık. Emekliliğe kadar geldik.

Ama ben bugün bunları kendimi anlatmak için yazmıyorum. Bugün anlatmak istediğim kişi ben değilim.

Bugün, kızlarının geleceği için kendi hayallerinden vazgeçebilen; gündüz kütüphanede çalışıp akşam inşaatlarda kum taşıyan; kendisi okuyamadığı halde çocuklarının okuyabilmesi için mücadele eden canım babam.

Belki o zamanlar bunun farkında değildik. Belki çocuk aklıyla yaşadıklarımızı sadece hayatın bir parçası sandık. Ama insan büyüdükçe anlıyor…

Bazı babalar çocuklarına yalnızca bir ev bırakmaz. Onlara bir gelecek bırakır.

Benim babam da bize tam olarak bunu bıraktı. Ve bu, onun kızlarına verdiği en büyük mirastır.

Alışveriş Sepeti
Yukarı Çık