Dr. Sema Karaoğlu – KİGDER Başkanı
Değerli basın mensupları, kıymetli kadınlar ve sevgili yurttaşlar,
Bugün burada, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde ettiği 5 Aralık 1934 tarihini anmak için toplandık.
Bu tarih, kadınların eşit yurttaşlık mücadelesinin en önemli dönüm noktalarından biridir.
Cumhuriyet, kadınları siyasetin, karar mekanizmalarının ve kamusal hayatın ayrılmaz bir parçası olarak görmüş; bu hakları tanımakta çağının çok ötesine geçmiştir.
Aradan 91 yıl geçti.
Bu süreçte kadınlar eğitimde, istihdamda ve toplumsal yaşamda önemli ilerlemeler kaydetti; ancak hepimiz biliyoruz ki ilerlemek, eşit olmak değildir.
Bugün hâlâ kadınlar:
Eşit yurttaş olma mücadelesi veriyor,
Sokakta, işte, evde güvende hissetmek için çabalıyor,
Ve ne yazık ki en temel hakkı olan yaşam hakkını dahi korumak zorunda kalıyor.
1934’te kadınlara
“Oy verebilirsin, seçilebilir ve yönetebilirsin.”
denirken,
2025 yılında kadınlar hâlâ
“Hayatta kalabilir miyim?”
kaygısı taşıyorsa,
bu tabloda bir eşitsizliğin, bir adaletsizliğin, bir süreklilik kazanmış şiddet kültürünün olduğu çok açıktır.
Her kadın cinayeti, yalnızca bir istatistik değil,
bu toplumun kalbinde açılmış bir yaradır.
Her kaybedilen kadın, bize şunu haykırmaktadır:
Haklara sahip olmak, o hakların güvende olduğu anlamına gelmez.
Kadınların özgürce yaşayamadığı bir ülkede,
demokrasiden, adaletten ve eşitlikten söz etmek mümkün değildir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara verdiği değeri ifade eden şu söz bugün hâlâ yolumuzu aydınlatmaktadır:
“Kadınlarımız, erkeklerimizle birlikte yürümeli ve hayatın her safhasında erkeklerle birlikte olmalıdır.”
Ne yazık ki bugün bu yürüyüş çoğu zaman bir mücadele, bir yas ve bir dayanışma yürüyüşüne dönüşmüştür.
Ancak biz kadınlar, bu ülkenin aydınlık yüzü olmaya, haklarımızı savunmaya ve hayatımıza sahip çıkmaya devam ediyoruz.
KİGDER olarak;
Kadınların ekonomik bağımsızlık kazanmaları,
Eğitim ve istihdama eşit erişimleri,
Şiddetten korunmaları,
Ve siyasette görünür olmaları için var gücümüzle çalışıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki:
Kadının yaşamadığı yerde hak yoktur.
Kadının sesinin duyulmadığı yerde demokrasi yoktur.
Kadının görünmediği yerde eşitlik yoktur.
5 Aralık Kadın Hakları Günü, sadece bir kutlama günü değildir;
eşitliği koruma, yaşam hakkını savunma ve toplumsal dönüşüm için ortak bir çağrıdır.
Bugün, 91 yıl önce atılan o büyük adımı saygıyla anarken;
Türkiye’de her kadının eşit, özgür ve güvende yaşayabileceği bir gelecek için hep birlikte sorumluluk alma zamanının çoktan geldiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.
Katıldığınız ve sesimize güç kattığınız için teşekkür ederim.




